26 Kasım 2020 Perşembe

TARZ 


Selam
Ben 
İnsan
Kaosu 
Kozmosa
Çevirmeye
Geldim. 

Arz geniş
Arş yüksek
Aşk hararet
Deniz hokka
Servi kalem
Seni bana
Beni sana
Yazmaya 
Geldim. 

Tarzımı
Arz 
Ederim. 


8 Ekim 2020 Perşembe

Ayinesi Aşktır Kişinin



"Tevhide tapşır özünü
Kimseye açma râzını"

Niyâzî-i Mısrî


ne beni anlayabildim 
ne seni bilebildim
ne emrin tutabildim 
ne yasağa uyabildim
sıkıldım bu debdebeden
usandım benden ve senden
amma ne bir yere kaçabildim
ne bir yerde saklanabildim
ne adım atabildim 
ne adın diyebildim
ne kapında durabildim 
ne kapından ayrılabildim
emanet edip tembihlediğini
ne sana teslim edebildim
ne kendime saklayabildim
ne hakkın verebildim 
ne hakkından gelebildim
ne râzın tutabildim 
ne çatlayıp ölebildim
ne sabır bildim ne şükür
ah, bu ağuyu bala dönüştür!
ve oğul balını cana bölüştür!
lütfen çalakepçe seviştir
gayrı sevildiğime eriştir
tapşır adın son dörtlüğüme
hepten şiirime kendini yerleştir! 

bulamıyorum göremiyorum
ne vakitte ne şiirde ne düşte!
varın yoğunu kaldırmış valse
süratinden bakamıyorum
şiddetinden anlayamıyorum
anlayamadıklarımdan
Ay'a duble yol yapıyorum da
Ay'dan gönlüme bir çakıl taşı
dahi getiremiyorum. 

--o bücür çakıl kuşunun adına
deniz düdükçünü demişsin a
kabul, her işin ayrı karizma--

ne vakitte ne şiirde ne düşte
seni, 1442'nin apokaliptik Eylülünde
Akdeniz'in atlas çarşafına sarıp içtim
Torosları kıvırıp katladım zıvana diye
ateşledim Chimera'nın yanık nefesiyle
kraterinde yıldızlar yanıp söndü böyle
çok güzel oldun imanıma
çok yakıştın elime ve dimağıma
Chimera söneyazdı sana bakmaktan
Toroslar parçalandı bağırlarından
fayrap ettim ateşi, boğuldu duman
okkalı bir fırt alır almaz esrarından
yıkıldı yokluktan yaptığın bu orman!

biliyorsun hepsini bıraktım
kadim bir ateşbaz vakarıyla
senin gizli tarihine karıştım
ne vakitte ne şiirde ne düşte
ne varlık kaldı ne yokluk
benlikten tek bir harf sade
uzaktan mertek
yakından köstek
dosdoğru bir kılıç kesiği
gökte, denizde ve yürekte!
ne vakitte ne şiirde ne düşte
bulamazsın göremezsin
böyle al sırlı bir ayine! 

[Fotoğraf @Çıralı, Eylül 2020]

24 Nisan 2020 Cuma

Bakiye


yalnız adam yok
kendiyle olan adam var.
yalnızlıkta yalnızlık yok
yalnızlık ancak başkalarıyla,
başkasından boşalana
ilelebet baş başalık var. 

arz titriyor tir tir
arzu hırçın bir nehir
gece geceliğini giyince
dağlardan çağlayıp fışkırıp
yuvarlanıp yuvarlaşıp
perdah perdah cilalanıp
hop diye giriyor koynuna bedir!
ay diyorum, on dördü olmuş
14 numaralı ay ışığı sonatı
ay hastalarının biricik tınısı
koynumdan doğuyor ufaktan
doğuyor, yükseliyor ufuktan
duygular çırpınıyor anbean
olmak için ateşten bir şiir!
gece geceliğini giyince
arzu hırçın bir nehir
arzı titretiyor tir tir

ifrat ya da tefrit
ikisi de aynı ifrit
ifritin tek bildiğiyse
sade suya tirit!

arzımın magmasından yükselen alevleri
göz dağlarımdan doğan buzdan sularla
yuğup yakmaya gelen ey ateşten şiir!
atla arzunun kayığına da ak arzdan arşa
ak arştan aşka, ak aşktan nefesi yanmışlara
ak kalbine sevda mührü vurulmuşlara
ak içimdeki ağu ballar balına varasıya

daldırıp hokkanı ballar balına
oku bana ezel ebed ne yazdınsa!

ne yazdımsa aşkımdan yazdım
yazdıkça üstadımı andırdım
her şeyi ama her şeyi ben
kuş gibi onun ağzından aldım.
ve ancak büyüyüp o olunca
ondan bahsetmeyi bıraktım.

ne yazdımsa aşkımdan yazdım
yazdıkça aşk topun yuvarladım
Sisifos'un yokuşundan yukarı
Lethe'nin ırmağından aşağı
çığ oldum büyüdükçe büyüdüm
çiğ oldum ufaldıkça ufaldım.

kürre kürre toplandım
zerre zerre dağıldım
sonunda hiç kalmadım
ah, sonunda hiç kaldım!
hiçin içinde, içim dışımda
tüm bu tantanadan ardımda
yorttuğum yolların tozunda
sadece bir sevgi izi bıraktım.

[Fotoğraf @İstanbul, Leylek Göçü, Mart 2020]

1 Kasım 2019 Cuma

Aşkalaşım


iç buluş!
için buluş
içip içip buluş
için için buluş
içinde buluş
buluşla buluşuş

şimdi sen bir beşik ger uzaya
bir ucunu Süheyl'e bağla
diğerini Süreyya'ya
ve mutlu kainat bebeğini
tıngır mıngır sallamaya başla...
hayır! lütfen yıldızları kapatma
bırak açık kalsınlar
bırak gözümü alsınlar
gözümü alıp pırıltılarına katsınlar
sonra o gözle ben seni göreyim
aynamı aynana tutup sevineyim
ledününden bir ninni dinleyeyim
ve dipdiri bir uykuya geçeyim
Ay alnımdan öpsün
güneş üzerimi örtsün
saati de Kıtmir tutsun

hiç bırakmamacasına
hiç sökmeyen şafağa
hiç batmayan yıldıza
hiç olmayan akşama
ve sudan yapılmış olana
kadar tutsun ve sussun.

hakikatin nefesi
sessizliğin sesi
sûrumdan çalınana
olgun adımlarla
gönül dağıma çıkılana
ve içimde seninle buluşana
kadar tutsun ve sussun.

sonra lütfen
tuttuğunu ve sustuğunu unutsun
garabeti karabet olsun
karabeti marifet dolsun
sonrası sensin, O'sun

şimdi haydi bir beşik ger uzaya
boydan boya, yıldızlar arasına
insanın ışıltılı gönlüne dönsün ora
aynamı tuttum muydu o duru aynaya
hasından bir aşkalaşım geçireyim
o lahza!

[Fotoğraf @Paris, Ekim 2019]

26 Temmuz 2019 Cuma

İçimdeyim Gücümde *


İçimdeyim gücümdeyim

göğün safirinde
Baltık'ın amberinde
balığın göbeğinde
kuyunun zembilinde
geminin güvertesinde
içimdeyim gücümde

fırtına fırtıınnn
sevmek için yırtınnn
ulan ben zaten doğuştan âşığım!
sökmez bağrı yanmışa bu klişe talkın;
aşkın feleğinden pusulasız geçmişi
aşktan sustalı maymuna çevrilmişi
behey şaşkın, sen nereden anlayasın?
fırışkalı denizde tırışkadan dümenle
belki liman ağzına hasbelkader ulaşırsın
açığa çıkınca amma kıçın açıkta kalırsın
sebilhane bardağı gibi limanda dizilenlere de
ancak hava bastığınla kalırsın.

fırtına fırtıınnn
ve gemi gidiyor kaçılın!
40 knot hava, neta pruva
zamanında, tavında, kıvamında,
tam fırlatılmaya hazır bir zıpkın
bavulunda bir mintan bir tuman
dimağı sade, sessiz, tantanasız
güvertede altın balığını bekliyor
bak, dosdoğru bir elife benziyor!
yönünü Süheyline bakarak mı
yoksa Süreyyasına uyarak mı buluyor?
bilinmiyor, nota veriyor da rota vermiyor:
elif cinsi, diğer harflere pek bitişmiyor.
pusulasını çoktan sallamış
geminin dümen suyuna,
ardına sadece ölmek için bakıyor:
Euridike'ye mi benziyor Orpheus'a mı
derken, battığı yerden şafak sökerken
deniz hüüp diye çekiveriyor koynuna
şırıngasında zeytunî bir nefes
saplayıveriyor koyun koyuna
kaynıyor koynu köpük köpük
taştıkça dürülüyor dalga sırtlarına
derya mı onu yutuyor o mu deryayı
bilinmiyor, ser veriyor da sır vermiyor
kalbi aşılanıyor, kanı çelikleniyor
ve cenazesi tüm maviliklerden kalkıyor.

hiç batmayan güneşin seherinde
sarılar giyinmiş melekler eşliğinde
kara gündüzlerle ak gecelerin
lacivert bengi suyunu kafaya dikmiş
ve sevgilinin kimyevî bakışından
şıp şıp damlayan altunî iksirle
şak diye dirilmiş hâlde bak,
güvertede şakk-ı kameri izliyor.
bakırdan altına mı çevrilmiş
elmasken kömürle mi bezenmiş
yoksa apak bir sungur mu kesilmiş,
ölümcül bir kalem darbesiyle
gümüşî bir elif çekip de hiçliğe
boydan boya, boylu boyunca
kanat açarak kara deliğin içine,
unutulmaz bir cevap veriyor.

bir ukde kalmış sade gönlünde
knot da diyebilirsin sen bu düğüme,
bir ucunu bülbüle bırakmış
diğerini gemici düğümlemiş güle.

içimdeyim gücümde
hiç kaçmayan seherde
Ay'ın suyuyla büyümüş
ulu servimin dibinde
lacilerimi çekmişim
hiç buruşmayan gece elbisemle
bir benim gökçe yüzünde...
tiz kellesi getirile!
vehm ü güman derler ismine
diğer tüm benlikler de
kırılsın vre ışık denizinde
tuzla buz, hazla ruz 
ruzla buz, nazla tuzzz 

kırılsın şırrraaak diye
cam çerçeve yerli yerince
içimdeyim gücümde... 

[Fotoğraf @Baltık Denizi, Temmuz 2019]

* Hece Aylık Edebiyat Dergisi, Yıl: 24 Sayı: 278, Şubat 2020'de yayımlanmıştır. 

5 Mayıs 2019 Pazar

Harabelerin Ecesi



Ey Şahım!
Şah damarım
Çocukluğum, gençliğim,
Gülün dibinde bulduğum
Otuz beşim, kırkım... 

I.

baktımsa sana baktım
ve dinledimse seni
gömüldüm sesine
sessiz çıtırtılarla
dev bir Titanik misali

içeride boylu boyunca
yeşil reçeteli şarkılarından ölmüş
harabelerin âşık ecesi

bir mânâ rüzgârı attı buraya beni
yanında yan yana duramadım
yanında yana yana sessiz çatırtılarla 
devrildim sözüne koca Babil Kulesi

sevemedim seni istediğim gibi
nasıl istiyordum onu da bilemedim
aranmayışların, çağrılmayışların
seslenilmeyişler ve yaslanılmayışların
bir türlü olmayışların
bir türlü olamayışların
doyulmayışların ve duyulmayışların
önündekini göremeyişlerin
ardındakini sezemeyişlerin
kırık türkülerini yakıp dururken
kırık kirişlerin altında kalmışken
ne kadar sevdiğimi
---bile bilemedim seni. 

II. 

bile bilmeye biledim harımı
yaktım çırayı, açtım haritayı
dedi you are here, tam da B1 hattı
gönüle kalkan otobüs durağı!

meğer tüm bu gördüğüm yollar
gidenler kalanlar, kalkanlar koşanlar
patikalar, merdivenler, yokuşlar
yayalar, seyyahlar, atlar, arabalar
gemiler, uçaklar, füzeler, balonlar
surlar, kuleler, kal'alar, dağlar
buraklar, refrefler, miraçlar
el üstünde taşınan yeşermiş tabutlar
onları sulayan yoğuşmalı bulutlar
bir gönüle gidermiş bayanlar baylarrr
merdivenden yukarı ağanlar!

bir gönüle gidermiş
gönülden yola çıkanlar
sevgilinin âguşuna damlarmış
dünya çölünde buharlaşanlar

otobüs vadileri yardı, çölleri aştı
gaipten şakımaya başladı bir şarkı
leylekler dönendi, doğanlar avlandı
ah, ufukta incecik bir tebessüm açtı

vardım gönüle tıklattım camı
kim o dedi, sen ben o dedim
zamirleri aralayıp Özneyi seçtim
ve nalınlarımı çıkarıp
kendi gönlüme girdim

içeride boylu boyunca
yeşil reçeteli şarkılarından ölmüş
harabelerin âşık ecesi
duvağını kaldırıp dudağından içtim
insana ancak çalıştığı, dedin
ben de bir ömür aşka çalıştım
öğretmenim!

[Fotoğraf @Tunusbağı "Bir Ulu Servi", Nisan 2019]

3 Mart 2019 Pazar

Kuş Kalbi


Anneme... 

"dünyada sanki bir garip..."

anâsırdan bir sızı sızıyor bu yana
dönüşüp Nil'e, dalıyor Sinama
yara yara kara toprağı sızıyor
- nasıl da sızım sızım sızıyor
koynuma, yarama, sırrıma

açıyorum koynumu,
madem gözlerimden taşan
Nil'den maada kimse gelmiyor
benim koynumu yarmaya
ben yarıyorum boydan boya!

çıkarıyorum yaramdan kalbimi
ah kalbim, kuş kalbi gibiymiş!
hayret, bu kadar minik kalbe
o kadar çer çöple birlikte
koca bir sevda nasıl sığabilmiş!

kalbimi alıyorum karşıma
Mikelanj gibi "Konuş!" diyorum
demode buluyor bunu
kıvırıyor hokka burnunu...
peki üzerine tıklasam açılır mısın?
açılır mısın sere serpe bir fehvâ?
karın içinden fışkıran bahar gibi
domurup domurup yayılır mısın
denizlere, dağlara, yıldızlara?
seni çeksem yoğursam esnetsem
döner mi içinde sayısız gök ada?
tam soracakken geliyorlar,
tuttukları gibi kulbundan kalbimi
mıhlıyorlar bir pınar başına!

doldukça genişliyor
genişledikçe doluyor
tâ ki kâinata sığmayan,
kuş kalbime sığasıya...

*** 

"şimdiyse aklımda sadece
sonsuzlukla kurduğum ilişki var"
Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında

[Fotoğraf @Kefalos, 2018]

Anneme

Benden anneme selam söyle O ki biricik annesidir  Tüm 27 yaşında ölmüşlerin, Ölünce ölümü öldürmüşlerin Ve emanet verilmişlerin Benden annem...