3 Mart 2019 Pazar

Kuş Kalbi


Anneme... 

"dünyada sanki bir garip..."

anâsırdan bir sızı sızıyor bu yana
dönüşüp Nil'e, dalıyor Sinama
yara yara kara toprağı sızıyor
- nasıl da sızım sızım sızıyor
koynuma, yarama, sırrıma

açıyorum koynumu,
madem gözlerimden taşan
Nil'den maada kimse gelmiyor
benim koynumu yarmaya
ben yarıyorum boydan boya!

çıkarıyorum yaramdan kalbimi
ah kalbim, kuş kalbi gibiymiş!
hayret, bu kadar minik kalbe
o kadar çer çöple birlikte
koca bir sevda nasıl sığabilmiş!

kalbimi alıyorum karşıma
Mikelanj gibi "Konuş!" diyorum
demode buluyor bunu
kıvırıyor hokka burnunu...
peki üzerine tıklasam açılır mısın?
açılır mısın sere serpe bir fehvâ?
karın içinden fışkıran bahar gibi
domurup domurup yayılır mısın
denizlere, dağlara, yıldızlara?
seni çeksem yoğursam esnetsem
döner mi içinde sayısız gök ada?
tam soracakken geliyorlar,
tuttukları gibi kulbundan kalbimi
mıhlıyorlar bir pınar başına!

doldukça genişliyor
genişledikçe doluyor
tâ ki kâinata sığmayan,
kuş kalbime sığasıya...

*** 

"şimdiyse aklımda sadece
sonsuzlukla kurduğum ilişki var"
Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında

[Fotoğraf @Kefalos, 2018]

20 Ocak 2019 Pazar

Mahlû'


bir sinek vızıltısından
yıkılabilir insan
ansızın rüzgâr çıkışından
denizin birden kabarmasından
yıkılabilir bir kanat çırpışından
çok sevdiği baştankarasının...

bir karıncanın gidişinden
yıkılabilir insan
diline yayılan mürekkebin renginden
ve bir defterde gördüğü dizelerden
yıkılabilir insan anam bubam
yıkılacak nem var dediği yerden!
duvarı nem, adamı gam yıkarken
yıkılabilir bir fiskeyle neşesinden...

insan ancak bu,
yıkılmasıyla insan olan
bir garip mahlû'

***
[mahlû': tahtından indirilmiş, hal' edilmiş.
Fotoğraf @Sagalassos, 2016 "Yıkılmalar"]

11 Ocak 2019 Cuma

Hira


"Ne buldu ki Seni kaybetmiş olan?
Kezâ ne kaybetmiş ki Seni bulan?"
İbn Atâullah

atmaya naram mı var?
ya itmeye dermanım 
- şu heyula kayayı
yallah bayır aşağı!
söylemeye gereğim mi var?
ya yanmaya varlığım?
ve bu hummalı rüyadan
uyandıracak tiryakım?

yâr ile uğraşmaktan
yâre olmuş sarayım
ve aşk kapısında dilenci
pirinçten tokmağım
çalmaya şevkim mi var?
ya gece nöbetine şavkım?

var ki kalem kırık
var ki kağıt yanık
şimdi burada
şiirde bir yarık

dünyanın bütün panayırlarında
oynatılmış bir ayı gibi arık
dünyanın tüm karınlarından
şimdi doğurulmuş gibi, zınk!

işte ben bugün oldum kırk
Hirama çekilebilirim artık...

[Fotoğraf @Sultanahmet
, 2019]

4 Aralık 2018 Salı

Serv-i Bülend *


- Hani ölüm?
- Yedik ölümü. 
- Efendim?
- Efendiler götürdü. 

ellerimle yokluyorum
ellerimle yoğuruyorum
ben seni sevgilim,
ellerimle düşünüyorum

bir kızıl gül dikiyorum
gönül bahçeme
adını sen koyuyorum
bir serv-i bülend buluyorum
fuadın orta yerinde
künyesine sen yazıyorum

uzakta, Akdeniz içinde
ve yakında, Boğaziçi'nde
ışığın hummalı aşkından
denizin yüzü kızarırken
göğün altını üstüne getiriyorum
yeri göğü birbirine katıyorum
yine seni bulamıyorum

ellerimle arıyorum
ben seni sevgilim,
ellerimle anıyorum
ellerimle tam tutacak gibi olurken
ellerimle baş başa kalıyorum

ellerim yaprak yaprak
ellerim dal budak
ellerimle tutmuşum ateşini
açıvermiş ellerimde
rengârenk şiir çiçekleri,
Süleyman'ın billûr köşkleri,
söz sarayları ve cümle kubbeleri;
kumdan kalelerle zandan kuleleri
yerle bir eden nur mabetleri

ellerimle giriyorum
ellerimle görüyorum
ben seni sevgilim,
ellerimle seviyorum

ellerimle sımsıkı sarılırken
gülbeşeker gerdanına,
bir bakıyorum ki ben
ellerime sarılıyorum.

[Fotoğraf @Salacak, 2018]

* Hece Aylık Edebiyat Dergisi, Yıl: 23 Sayı: 267, Mart 2019'da yayımlanmıştır. 

16 Eylül 2018 Pazar

Ateşbaz


rûberû
illâ Hû

göğüne cibinlik dikmişsin
haşerattan korumak için
göğü mü bizi mi?
gülme rica ederim!
âlem sis pus
âdem sus pus
vay közüm korum alevim
vay ben ateş yiyici, nideyim?

dün kimsin diye sordun
bugün ne istiyorsun?
yarına Kerimsin Raufsun.

avcıyım, güzellik avcısı
avucumda ateş parçası
ateş yer ateş koşarım
ateş yutar ateş saçarım
hem avcı hem avım
güzelin avına giderken
güzelce avlananım
bir şiir kurayım derken avcıdan
şiirin bir kurşunuyla vurulanım

av kim avcı kim?
hiç kalmadı sorum sualim
ateşimi alıp geçmek isterim
birden döker rahmetini
cibinliğin ulu terzisi de
badesini tutup içmek isterim.

[Fotoğraf @Boğaziçi, Mart 2018, "Leylekler"
Leylekler gelirken yazmışım, leylekler giderken okuyorum.]

25 Şubat 2018 Pazar

Andante Cantabile


şimdi kulağıma
kaybolan kelimelerimi
indirseler...

Ave Maria!
Selam Meryem
Selam cennetin kadınları
Selam babasının anaları
Kadınlığın aziz sarayları
Kadın olmanın sultanları

Bugün şiirimiz kadın
Hem kadınlığımız şiir
Bir şairin hayatı lütfedilmiş
Yaşamaya gerek yiğit
Anlamaya gerek mahir

Şimdi sen Belkıs gibi
Eteklerini toplayıp öyle gir!
Taştan topraktan kalpleri
Billûrdan köşklere çevir
ve anlat varıp dinleyene
Nedir varlıktaki sihir

Ah be Marika!
Bugün Schubert dedi
Dün de Dalaras dediydi
Evvel Dede'den duydum
ve eyitti Pir: Varlık,
Var'ın konduğu bir hicr
Sayısız odalı yoklukta
Yokluğun içindeki imkânda
İmkânın formu olan varlıkta
Var'ın dolduğu bir mihr...
Yok, sanma kafiyedir!
O var, var ya o Var
Zaten akla gelen gelmeyen
Her kafiyeden berîdir.

İnsan denen "olabilir"
Hem varlık hem yokluk
Var'a yâr olasıya boşluk
Yâr'a âr olasıya loşluk
Sonrası Allah Kerim'dir.

[Fotoğraf @Kuzguncuk, 14 Şubat 2018, "Âşıklar İçin Gökkuşağı"]

16 Ekim 2017 Pazartesi

Uvertür


âşıksan âşıksın
âşıksan hep
değilsen hiç... 

şu mavi defterdeki
satır satır bulutların
kabarık yastıklarına
sırtımı dayayıp
ben de onlara karışıp
geçip geçip gitsem...

gitsem de lodosa kalmasam
göğsü çiçeğe durmamış divane gibi
ya da kenzi açılmamış virane gibi
hem yazılamamış bir şiir gibi
buralarda dönüp dönüp durmasam

sevdiğim bir şarkıyı dinlesem
sevdiğim bir insanla söyleşsem
sevdiğim fotoğraflarına baksam
sevdiğim bir rejicinin
ve kurgusuna hayran olsam
sevdiğim bir zaman kesitinin

seveceğim bir şiir yazsam
bakıp bakıp sevineceğim,
okudukça aşkı, gözyaşını
ve kendimi
hatırlayabileceğim

demişim, sevdiceğim
şu devasa gök kapını
durmadan çalan kim?
çalıp çalıp kaçamayan
göğünün altından
bir yere kımıldayamayan
şu aciz aşkın kim?

kim kimse
kimse kim...

Eleni hanımlar
ve dahi İbrahim beyler
yeni plak doldurmuşlar
mevsim olmuş sonbahar
to do list, don't do this
araya kaynak yapmaklar
üstüne kat çıkmaklar
bir şiirin, bir duanın
bir duygunun bir türlü
künhüne varamamaklar

kim kimesne...
bir kimliği de böyle
yarım yurum, dağınık
çarpık çurpuk, çapraşık
bırakmaklar...

[Fotoğraf @Ayaspaşa]

Hülâsa

yola çık! yol açık.  her şeyi unut! her şeyi umut.