6 Aralık 2011 Salı

Lâhza


bir seher vakti
semanın sarışın bukleleri,
bulutlara dökülüp
gözün alevden yatağında,
müebbet bir huzura
engin bir iştiyaka
serapa bir arzuya dönüştü.

ben bu dönüşü,
belleğimde bir aşk anısı
gönlümde bir mazi sızısı
kalbimde bir hançer kabzası
gözümde apansız ışık baskını
hayalimde bir alesta fermanı,
misliyle misali hissettim.
maziden istikbale yürürken
gafletin amansız kucağında
derin soluyup, deniz iç çektim.
toprak, ateş, su, hava
papura, nagant, ırıp, ökse.
bu avara hâlle,
elimde elham, dilimde çekiç
şimdi sokağından transit geçiş
an mahallesinden vın turizm
peki nereye kadar tın lirizm...
diye diye
zaman soluyup, vakit dinledim.
Akdeniz tutulup, Ay seyrettim.

derken...
cümlemi alıp cümlesini bıraktım
seherin bir vakti.
kederin işini kadere,
ışığın işini güneşe,
aşkın işini mucidine,
bıraktım bıraktım bıraktım.
rahat, serbest, hürt!
bıraktım...
o lâhza bana,
şiirin içine dalmam buyruldu.
el mahkum dil gardiyan,
pruvadan atladım.

[o vakit külâhım,
beni yâre götüren kıyakçı kayığa
şihir adını taktım.]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hülâsa

yola çık! yol açık.  her şeyi unut! her şeyi umut.